Amazon ol, ya da öl!

Şubat ortasında Jason ın amerika ziyaretine maydonoz olup, kindle rica etmiştim. Kısa süreli kalacağı için amazon’dan hızlı gönderi yapmamız gerekiyordu. Şansıma amazon’un, prime aboneliğin promosyonunu yaptığı döneme rast geldim ve hiç bir taahhüt vermeden 1 aylık prime aboneliği yaptırıp, kindle’ı 2 günde Jason’a ulaştırabildim.

Bugün kitap siparişi vermek için amazon’a girdiğimde abonelik aklıma geldi, ‘eyvah tarihi kaçırdım, olduk mu prime’ korkusuyla  hesabım (your account) sayfasına girdim. Gayet görülür bir yerde duran ‘Manage Prime Membership’ e tıkladım. Ne olduysa o anda oldu ve bu yazıyı yazıverdim.

Ya insan saklar değil mi bu deneme süresi iptal linkini, bir klik öteye koy, farklı isim ver yeni bir sekme yap, minnacık yaz, deneme süresi filan deme normal abonelik gibi duruversin…. Böyle müşterinin gözüne sokulur mu ‘Do Not Upgrade‘ diye?

Amazon’daki  Prime ürün yöneticisi çok basiretsiz kalmış malesef, Müşteri Deneyimi (CEM) ekibinin baskısıyla böyle bişey yapmış olmalı, böyle ürün yöneticilerini nasıl işe alıyorlar hiç anlamıyorum. Nereden para kazacaksın, kaçırdın bak müşteriyi, gitti paracıklar.

Müşteriler, yani bizler, artık iyice bilinçlendik. Kullanılabilirlik tasarımda bizi hala öğreniyor varsaymaya devam edin ama neyi nerden nasıl alacağımızı biliyoruz, fiyat da her zaman ilk kriterimiz değil. Bizi insan yerine koyan, o şekilde davrananla davranmayanı çok kolay anlıyor ve davranmayını da afişe etmekten geri kalmıyoruz. Ben yine amazon’dan alışverişe devam edeceğim, hem de hiç başka yerden fiyat araştırmadan, biliyorum ki ‘benim’ şirketim beni ben kadar düşünür. İşte bütün mesele bunu hissettirebilmekte.

Startup Turkey 2012 Ardından

Geçtiğimiz haftasonu Antalya’da Etohum tarafından organize edilen Startup Turkey etkiliğinin cumartesi programından  aklımda kalanları paylaşmak istiyorum.

Türk girişimcilerinin yatırım almak için ulaşmak isteyeceği/ulaşabileceği yerli ve yabancı pek çok yatırımcıyı bir araya getiriyor olması sebebiyle girişimler için kaçırılmayacak bir etkinlikti.

Bu etkinliği Etohum’un bir yıl boyunca attığı tohumları yeşertme, önceki tohumlarından meyve aldığı, 2011’in son etkinliği olduğunu düşünürsek Etohum ve girişimcileri için çok iyi planlanmış bir kamptı.

Etkinliğin içeriğine ve aldığım notlara günün ilk oturumu olan Yatırımcı Panelinden başlayalım.

Yurtdışındaki etkinliklerde Ben Rooney, Adam Valkin,  Amina Belghiti gibi isimler sahneye çıkarken çoook daha fazla heyecan duyuluyor ve sahneye yansıtılıyor, biz de bu heyecanı göremedim, yılın yorgunluğundan olsa gerek 🙂

Ben Rooney, bu gibi organizasyonların başarılı geçmesi için gereken herşeyi söyledi, katılımcıları dahil etmezsen/dahil olmazlarsa etkinlik çöp olur dedi ve olmaması için katılımcıların yatırım durumlarını sordu.

Yatırımcısı olmayan Girişimciler!! Salondaki hiçbir girişimcinin İlk Tur (A Round) ve Melek Yatırım (Angel Investor) almadığını görünce biraz şaşırdı. VC ler bu durumu, çok parası olanların, görece daha az kazandıran ve riski yüksek olan Risk Sermayesinin zor bulunuyor olmasından da kaynaklandığını ifade ettiler.

copy cat kültürü avrupada gerçekleşen her etkinlikte olduğu gibi burada da eleştirildi.

2. oturumda Adam Valkin, Accel Partners hakkında bilgi verdi. Global ve yerel yatırım stratejilerini paylaştı. Türkiye’den internet girişimcilerine,  kategori birinciliği olan girişimlere erken veya geç aşama (early –  late) yatırım yapmak istediklerini paylaştı. Gelen bir soru üzerine, erken aşama yatırımlarında detaylı şirket inceleme sürecinin (due diligence) tohum aşamasındaki şirketler için 2 gün, ilk tur aşamasındakiler için de 2 hafta sürdüğünü paylaştı. İncelemeyi  telefonla, referanslar ve Accel in yurtdışı yatırımlarını karşılaştırarak yaptıklarını, girişimci takıma ve pazarın büyüklüğüne baktılarını ifade etti.

Son oturumda ise sadece yatırımcıların katılabildiği ve 1e1 gerçekleşen Girişimci – Yatırımcı görüşmeleri yapıldı. Girişim Fabrikası yeni dönemiyle birlikte çekirdek sermaye desteği vermeye başladığımız için ben de bu oturuma katılma fırsatı yakaladım. e-ticaret girişimcilerin bir kısmı dışında pek çok girişimciyle görüştüm.

Son oturumda Ben Rooney’nin sorusuna da kendi cevaplarımı buldum:

  1. Girişimcilerimiz Yatırımcıları ile aynı dili konuşmuyorlar! Risk Sermayedarları (VCs) veya Melek Yatırımcılar finans bilgisi olan ve kendi şirket/girişimlerini veriler üzerine kararlar vererek ve profesyonelce yöneten kişiler. Hep söyledikleri şey biz Takıma yatırım yaparız. Burada anlatmak istedikleri yeterli İK gücü değil. Parasını emanet edeceği girişimcinin, bu parayı kendisi gibi akıllıca harcayacak olmasını bekliyorlar. Girişimci eğer sunumunda bu yeteneğini gösteremez ise şansı çok zor. Girişimciler yatırımcı sunumlarında, üründen daha çok verileri paylaşması gerekiyor. Ekran görüntüleri, google analytics sayfaları yerine takip ettikleri metrikleri, neden ve nasıl karar verdiklerini, sadece rakam yerine ilerlemeyi (yürütme becerisini) gösterecek grafikler kullanmalılar. 10 dakikalık bir görüşme olsa bile, sonraki görüşmeyi kapmak için bu görseller şart.
  2. İş Modeli ve Değer Tekliflerinin farkında değiller ve/veya ifade edemiyorlar! Kendilerini çok sevdiğim ve başarılı bulduğum için Drawium u örnek vermek istiyorum. Drawium, online mecrada yapılacak tüm tanıtım aktivilerinin etkisini katlayacak, yeni müşteri elde etmenin maliyetini düşürecek bir ürün iken, teknik özellikleri ile ifade edilmeye çalışılıyor. Yarattıkları değerin farkında değiller. Drawium’u yatırımcılar anlamışlardır ama anlaşılamayan, girişimin nerede nasıl fark yarattığını etkin şekilde paylaşamayanlar vardı.
  3. Sağlıksız Büyüme(Premature Scaling)! Startup Genome raporunda belirtilen erken aşamada sağlıksız büyüme bizim girişimcilerimizde de var malesef. Dropbox 175 ten fazla ülkede ücretli abonesi varken, twitter daki tweet lerden daha fazla dosya saklarken (100+ billion)  hala 25 kişi çalışmaya devam edebiliyorken bizim girişimcilerimiz henüz hedef kitle – ürün eşlemesini (product – market fit) bulmadan büyüme planlıyor ve yatırımı buraya yönlendirmek istiyor.
  4. Asansör konuşmasını yeterince önemsemiyoruz! Girişimcilerin, Bahçeşehir ilk 40 etkinliğinde de burada da atladıkları bir konu da Asansör Konuşması. Yatırımcılar pazarı ve inovasyonları girişimciden daha yakın takip etmekte olan, büyük paraların emanet edilebileceği kadar çok finans bilen kişilere sunum yaparken kullanacağımız her kelimeyi seçiyor olmamız gerekiyor.

Oturum sonrasında, yenilediğimiz Girişim Fabrikası iş Hızlandırma programımızın çok doğru noktaları hedeflediğini bir kez daha keşfederek üzüntümü hafifletmeye çalıştım.

Belirtmeden geçemeyeceğim son notum da ODTÜ hakkında. Cumartesi günü Yatırımcı-Girişimci seansına giren ve eticaret işi olmayan girişimcilerin çoğu ODTÜ mezunu, ATOM katılımcısı, YFYİ dereceli vs. Yarışma ve kuluçka programını yıllar önce hayata geçirmiş öncü kurum olarak ODTÜ Teknokent Yönetimi teşekkürü hakediyor. En kısa zamanda diğer üniversitelerinde bu yarışa katılmasını diliyorum.