Yeni girişimi hayata geçirmek

Girişimciler, girişimlerindeki hedeflerinin büyüklüğünden bağımsız olarak, girişim/şirket organizasyonu olarak ulaşacakları noktaya göre plan yaparak girişimlerinin doğumu için büyük engeller oluşturmaktalar.
Büyük şirket kurmak elbette amaç edinilmeli ama bu noktaya gelmek için maddi manevi pek çok yatırım ve emek gerektiğini unutmamak gerekli.
Girişimci takımda ilk günden bu yatırım ve yetkinlik olmamasına rağmen planlarından vazgeçmeyen girişimciler kendi kendilerini açmaza sokmaktadır. İlk günden bana bu lazım, teknik adam lazım, bana şu kadar para lazım, hmm yatırımcı bulmadan olmaz bu iş, hadi yatırımcıya koşayım…. şeklinde düşünce silsilesi ile açmazdan çıkışı maalesef maddi yatırıma bağlamaktalar. Problem ve çözümün müşteriler tarafından onaylanması gereksinimini bu yazı kapsamında bir kenara koyarak, bu tip girişimci arkadaşlarım için ilk günden çok büyük hedefe göre plan yapmak yerine, daha küçük ve yeni girişimin kaynaklarınca karşılanabilecek MVP ‘En az gereksinimli, İş Görür Ürün’ (MVP nin Türkçe’si için bende bir katkı yapayım istedim) yaklaşımıyla ilgili 1 örnek paylaşmak istiyorum. 

Çalışmakta olduğum Özyeğin Üniversitesi. Hüsnü Bey’de bu girişimci arkadaşlar gibi düşünseydi, üniversitesini ancak 2012 Ekim’de açabilecekti. Ama elbette o da yalın yaklaştı olaya (kendisinin sık kullandığı bir söz: herşey bir adımla başlar) ve Altunizade Yerleşkesi ile başladı sürece. Kısıtlı imkanların yeteceği sayıda öğrenci ve az sayıda bölüm ile yola çıktı. Maketler üzerinden öğrenci aldı, müşterilerin geldiğini gördükçe büyüttü işi ve şimdiki Çekmeköy yerleşkesini açtı. Bu yaklaşımı hala devam etmekte ve henüz açılmamış bölümler düşünülerek yapılmış herhangi bir bina bulunmuyor. Arsa elbette büyük yatırım ama değerinin sürekli artacağı düşünürlerse üniv olmasa bile karlı bir yatırım. Müfredat, hocalar ve küçük bir bina esas değerin faydasını aktarmaya ve geri bildirim (tuition ) almaya yeterli idi.
Siz de, sahip olmadıklarınıza değil, kendi imkanlarınıza konsantre olarak elinizden geleni sonuna kadar kullanmayı ilk seçenek olarak düşünmeyi denemelisiniz.

Hepimiz Katiliz!

Birisi genç bir kızın yaşama hakkını elinden aldı. Kafasından ne geçti bilinmez ama bir kere kuralı bozayım ne olur ki? Kimse duymaz, kimse görmez, anlatamaz da zaten diye düşünüp yasalarda yer alan bir kuralı bozdu, birisinin yaşama hakkını elinden aldı. Minibüsün içinde o anda bu hakkı suistimal edebilme seçeneğini özgür iradesi ile kullandı.
Üniversite 2.sınıfta(1998) bir hocamız derste masasına ulaşan yoklama kağıdında sınıftaki mevcuttan çok imza olduğunu görünce dersi bıraktı hayat dersine geçti. “Tenefüslerde eleştirdiğiniz milletvekillerinden bir farkınız kaldı mı şimdi dedi. Onların önünde bir imza hakkı var onu suistimal ediyorlar, siz de aynı hakkınızı kötüye kullandınız. Maliyetleri farklı olsa da yaptığınız aynı şey!” dedi. Aynı kuralın ihlali, biri mecliste biri sınıfta.
Trafikte bile bile en dış şeritten gidip en önden bağlanırız, kırmızıda geçeriz, emniyet şeridini kullanırız, hatalı(engelli parkına/yoluna) park ederiz, sitemizdeki kurallara uymayız, hastane randevusunda tanıdık kullanırız, devlete torpille gireriz, ihalede adam kayırırız. Bizim de katille yaptığımız şey aynı. O da hak yedi biz de. Yok aslında farkımız.