TRL ve IRL nedir? Introduction to TRL and IRL

Özyeğin Ü. TTO’dan Gizem’in, araştırmacılara yönelik olarak OzU TTO ebülteninde yayınlanmak üzere istediği, Technology Readiness Level nedir, ticarileştirme süreciyle alakası nedir hakkında farkındalık arttırıcı bir yazın bir bölümünü bültenden önce 🙂 buradan paylaşıyorum. Gizem’e motivasyonu, Işıl ve Yasemin’e destekleri için teşekkür ederim.

Technology and Investment Readiness Levels in Commercialization Process

We all know that the more you research, the more you earn from innovation. Therefore funding research is a critical step in commercialisation. There are three main sources while you search for funding: Grants(E.U., Tübitak, etc.), University Funds, Research Sponsors (corporates). Although each fund provider follows different eligibility and/or evaluation criteria, Nasa Technology Readiness Level(TRL) is adapted or referenced in most of the fund provider institutions in making funding decisions i.e. U.S. Ministry of Defence, Horizon 2020.

….keep calm and subscribe OzU TTO newsletter for the rest

trafikte stresi azaltmak

trafikteki magandalarda, üstelik üniversite okuyup eşekliği atamamış magandalarla savaşmanın yolu olarak IoT den faydalanabilir. Şeylerin İnterneti (IoT) denen şeyde birşeyler yapabilmek için büyük hem de çok büyük düşünebilmek gerekiyor. Adı üstünde ‘şey’, az olsalar ismini koyar öyle söylerdik. Hırzsızlık, kaza önleme gibi kullanım senaryolarından ziyade, düşen fiyatları da düşünerek daha büyük çapta düşünmek lazım.

Takalım her araca bir sim, eşleştirelim ruhsatla, sonra yazılımlar otomatik kessin her türlü trafik cezasını. makas mı attı, emniyet şeridine mi girdi, hız mı yaptı, hatalı mı solladı hepsi bizde. Toplu taşıma aracımı, sim karta checkin yapılsın, neredeyim nereye gidiyorum takip edilebilsin. özel hayat kalmadı zaten, ogsler, yollardaki radar ölçenler hepsi takip ediyor, bari stresimiz azalsın. Sim kartlı çözüm sayesinde toplum olarak düzene girme ihtimalimiz çok daha fazla. toplanan datayı veya doğrulama mekanizmalarını da api lerle aç herkese, kullansınlar.

suç işlemiyorsan takip edilmenin bir zararı da yok, neden çekineceksin?  he devlete güvenmiyorsun o olabilir, ama o başka bir problem.

büyük düşünmek küçük başlamak lazım. operatatörler lobi yapabilir. bu harekete de taksilerden, filolardan, rentacar lardan, insan taşıyan her türlü toplu taşıma aracından başlanabilir. zorunluluk olarak getirileceği için ticari araçlara varsayılan olarak fabrika çıkışında gelirse maliyetleri son tüketiciye yansıtabilecek kadar düşecektir. özendirme olarak, standart cezalar arttırılıp, çevrimiçi araçlara gelecek cezalarda %20 indirim sağlanabilir.

Başarısızlık Özendirilsin

Ancak fail olmaya çalışan ‘fail’ eder.

Girişimcilik yerine yaratıcılığın, tasarımın, fail olmanın, başarısızlığın reklamı yapılsa daha etkili olur.

Girişimcilik Haftasının etkisinde bir tasarım haftası, başarısızlık haftası olması lazım.

Girişim, girişimcilik yerine denedim, cürret ettim’ler öne çıkarılmalı.

Çünkü girişim üzerine eğitimler var, kitaplar var, programlar, kurslar, danışmalık verenler, dersler, lisans/lisansüstü eğitimler var. Demek ki öğrenilmesi gereken zor bir şey bu, bu şekilde algılanmadığını kim biliyor? Bir dükkan açacağım, şunu yapmak için istifa edeceğim dediğinde etrafındakiler sana o işin olmayacağını n farklı şekilde anlatıyor, kimse şöyle dene, bu şekilde test edebilirsin, olabilir kim bilir gibi yaklaşmıyor. Herkesler orasını burasını didikliyor, soğutuyorlar yıldırıyorlar.

Girişim adım atmaktır. Linkedin kurucusu Reid Hoffman girişimciliği, uçağı atlamadan önce değil, atladıktan sonra yapmaktır diye tanımlıyor.

Girişimcilik uçurumdan atlamak ve aşağı inerken uçağı inşa etmektir.

Benzer şekilde Çobani kurucusu Hamdi Ulukaya’da bilmediğiniz bir suya/göle girmeden önce sorularla fazla kurcalarsanız ona hiç giremeyeceğinizi,  fazla kurcalamanın aslında en çok lazım olan içgüdünüzün önüne geçeceğini ve bunun olmaması gerektiğini burada anlatıyor.

sadece bu 2 girişimcinin sözüne dayandırarak değil, tüm icatların başarızlıklar sonrasında geldiğine göre diyebiliriz ki :

Ancak fail olmaya çalışan ‘fail’ eder.

Murat Tortopoğlu

Bir Türkiye Resmi

Evde bu ikisini bir arada görünce bozmaya çalıştıkları Türkiye’nin resmi geldi. Bilim ve inançı ne sizden ne de araplardan öğrenecek değiliz, bizim özümüz de var onlar hem de en saf haliyle. 



Neden girisimcilik etkinliklerinde boy gostermiyorum?

Çünkü rol model değilim! Hayatımın sonuna kadar yetecek para kazanacak bir girişimi baştan sona tamamlamadığım veya çok büyük başarısızlıklarım olmadığı için. Evet pek çok girişimciden, ürün yöneticinden daha fazla okuyor biliyor ve uygulatmaya çalışıyor olabilirim ama sahne aykırılara, uyumsuzlara, fırlamalara kalmalı, zira Steve reisin dediği gibi dünyayı ancak değiştirebileceğini iddia edebilen çılgınlar değiştirecek. Bu zıpçıktılara yer açmalı, onları daha çok kulak vermeliyiz. Sadece bu çılgınlar sınırları zorluyor ve aşıyor, onları sevelim çoğaltalım. 

Hepimiz Katiliz!

Birisi genç bir kızın yaşama hakkını elinden aldı. Kafasından ne geçti bilinmez ama bir kere kuralı bozayım ne olur ki? Kimse duymaz, kimse görmez, anlatamaz da zaten diye düşünüp yasalarda yer alan bir kuralı bozdu, birisinin yaşama hakkını elinden aldı. Minibüsün içinde o anda bu hakkı suistimal edebilme seçeneğini özgür iradesi ile kullandı.
Üniversite 2.sınıfta(1998) bir hocamız derste masasına ulaşan yoklama kağıdında sınıftaki mevcuttan çok imza olduğunu görünce dersi bıraktı hayat dersine geçti. “Tenefüslerde eleştirdiğiniz milletvekillerinden bir farkınız kaldı mı şimdi dedi. Onların önünde bir imza hakkı var onu suistimal ediyorlar, siz de aynı hakkınızı kötüye kullandınız. Maliyetleri farklı olsa da yaptığınız aynı şey!” dedi. Aynı kuralın ihlali, biri mecliste biri sınıfta.
Trafikte bile bile en dış şeritten gidip en önden bağlanırız, kırmızıda geçeriz, emniyet şeridini kullanırız, hatalı(engelli parkına/yoluna) park ederiz, sitemizdeki kurallara uymayız, hastane randevusunda tanıdık kullanırız, devlete torpille gireriz, ihalede adam kayırırız. Bizim de katille yaptığımız şey aynı. O da hak yedi biz de. Yok aslında farkımız.

Bence seçim sonuçları

bordrolu çalışansan ve mevcut hükümetten mutlu değilsen, tatava yapmaya gerek yok. bu ülke senin sayende dönüyor, ya esnaf ol vergi vermemek için bin takla at (zoruna mı gitti, yalan mı?, ondan fiş al, onu öyle yap bunu böyle yap dur) ya da tüketmeyi durdur. ya da bu analizi iyi anla:

Hüseyin Çelik ne diyor: Asgari Ücret dolar bazında 3,5 – 4 kat arttı diyor. ücretlilerin %50 si asgari ücretli (15 milyon) . bu paraya ne alınabilir ki diye sorarsan güzel kaardeşim bu Satınalma Gücü Paritesi dedikleri zamazingo bunu gösteriyor. Türkiyedeki TL ile TR deki alım gücü ile Almanyadaki Euro ile Almanya’da alabileceklerini karşılaştırıyor. Bu parite de burada göreceğin üzere sürekli artmakta, nasıl olur dersen, yazının sonunda yer verildiği gibi yiyecek ve giyecekler yani temel tüketim olduğu için dar gelirli kesim zenginleşme hissediyor. okulda kitaba para vermiyor, sağlık hizmetleri birleşti temel harcamalarına az para veriyor (ilaç şirketleri kızıyor ama dar gelirli memnun, ilaç bulamayıp ölenler de kimseye oy veremiyor nasılsa). ulaşımı rahatladı (metro ve marmaray kime yarıyor en çok).

yani şimdi fazla tatavaya lüzüm yok, metriklerle konuşmak lazım. ev alırken, araba değiştirirken, çoçuğunu özel okula verip, yurtdışına gezerken sen hep ekonomiye kazandırıyorsun, o da dar gelirliye o da basıyor bunları ona sağladığını düşündüğü partiye. görmüyor(anlamaz da zaten) bunların küfrettiği Ecevit’in Derviş’le aldığı radikal finansal altyapı kararlarını. işte böyle sevgili kaardeşim.

niye bu adamlar isyan etmiyor dersen, bizim milletimiz Allah devlete millete zeval vermesincidir, şükür eder. isyancı değildir.  olsaydı önce devlete değil sana isyan ederdi, bügüne gelmeden önce bindiğin servisi çooktan taşlardı : ) ama sen servise binmeye devam ederdin.

hee bu da bence 5 dakkada beşiktaş hesabı ile kısa bir görüş. dardır, yanlıdır, beğenmemişsindir olabilir yine de kaardeşimsin 🙂