trafikte stresi azaltmak

trafikteki magandalarda, üstelik üniversite okuyup eşekliği atamamış magandalarla savaşmanın yolu olarak IoT den faydalanabilir. Şeylerin İnterneti (IoT) denen şeyde birşeyler yapabilmek için büyük hem de çok büyük düşünebilmek gerekiyor. Adı üstünde ‘şey’, az olsalar ismini koyar öyle söylerdik. Hırzsızlık, kaza önleme gibi kullanım senaryolarından ziyade, düşen fiyatları da düşünerek daha büyük çapta düşünmek lazım.

Takalım her araca bir sim, eşleştirelim ruhsatla, sonra yazılımlar otomatik kessin her türlü trafik cezasını. makas mı attı, emniyet şeridine mi girdi, hız mı yaptı, hatalı mı solladı hepsi bizde. Toplu taşıma aracımı, sim karta checkin yapılsın, neredeyim nereye gidiyorum takip edilebilsin. özel hayat kalmadı zaten, ogsler, yollardaki radar ölçenler hepsi takip ediyor, bari stresimiz azalsın. Sim kartlı çözüm sayesinde toplum olarak düzene girme ihtimalimiz çok daha fazla. toplanan datayı veya doğrulama mekanizmalarını da api lerle aç herkese, kullansınlar.

suç işlemiyorsan takip edilmenin bir zararı da yok, neden çekineceksin?  he devlete güvenmiyorsun o olabilir, ama o başka bir problem.

büyük düşünmek küçük başlamak lazım. operatatörler lobi yapabilir. bu harekete de taksilerden, filolardan, rentacar lardan, insan taşıyan her türlü toplu taşıma aracından başlanabilir. zorunluluk olarak getirileceği için ticari araçlara varsayılan olarak fabrika çıkışında gelirse maliyetleri son tüketiciye yansıtabilecek kadar düşecektir. özendirme olarak, standart cezalar arttırılıp, çevrimiçi araçlara gelecek cezalarda %20 indirim sağlanabilir.

Startup Weekend İstanbul İzlenimlerim

Önceki haftasonu Çekmeköy yerleşkemizde düzenlediğimiz İstanbul Startup Weeekend sonrası düşüncülerimi yazmak istedim.

NOT: Lütfen bu yazı ve notlarımı SW e katılan takım veya bireylerle eşleştirmeyin, bir kaç yıldır  içinde olduğum camiadan gördüklerimin SW üzerinden yansımadır. Benimle temas eden herkes kendi üzerine alınabilir.

Bu SW in diğerlerinden farkı, başından sonuna organizasyonu benim üstlenmiş olmam ve haftasonunu da sadece gece yatmaları dışında girişimci adayları ile geçirmem oldu.

SW Öncesi:

İstanbul ve Ankara SW etkinlikleri ücretsiz yapıldığı için (Yurt Dışında $100) başvuruları bir eleme sürecinden geçirmemiz gerekiyor. Başvuru formu adayları tanımak için detaylıca düşünülmüş soruları içermesine rağmen pek çok aday organizatörlerin onlara gösterdiği ilgi ve özeni malesef göstermiyorlar. Çok basit, inglizce ve türkçe yazılmış soruları cevaplamayanlar, kişilerle kurumları karıştıran, seçilmek için önceki SW lerde öne çıkmış yarışma birincileri/girişimleri yazanlar değerlendirme sürecinde beni oldukça üzüyor. SW e katılanlara organizatörler, mentorler ve jüri ‘haftasonu’nda zaman ayırıyor ve çok değerli geri bildirimler, yol göstermelerinde bulunuyorlar. Anlayana, kıymet verene ve hayata geçirmek isteyene çok değerli bilgiler ama bizim kültürümüz nedense ‘Beyin bedava’cı, bilginin kıymeti yok. Bu yüzden başvuruları da aynı derecede özensiz şekilde dolduruyoruz.

SW e katılım amacı, müşteri geliştirme yöntemini tatbik ederek öğrenmek, kafamdaki iş fikrini hızlıca teste başlamak, fikrimi yürütmek yerine iş modeli arayışında bulunmak,  işe alma/ortak bulma sürecinde kendimi ve farklı kişilikleri tanıyabilmek ve çevre edinebilmek olmalı. Türkiye’de ise benim gördüğüm, SW bir lansman sahnesi, ‘hey, bak bunu ben yaptım’  deme yeri gibi algılanıyor. SW, SW e başvuran bireylerin, SW başlangıcında takım oldukları, sadece o haftasonunda geliştirilen fikir üzerine kurulan bir etkinlik. Öncesinde kurulan takımlar, özellikle 2 ortak fikir sahibinden daha fazla olanlar SW in esprisini anlamamış gibi geliyor bana. Cuma gecesi Fit Girişim Kanvasımız üzerinden iş modeli geliştirmeyi anlatacağım seansta, katılımcılara etkinlik öncesi paylaştığımız ve www.startupweekend.org sitesinde bulunan kaynakları ve videoları inceleyip incelemediklerini sordum. malesef pek az kişi seyretmişti. İşin kötüsü haftasonunda da seyreden pek az kişi olmuştu.

SW Haftasonu:

Etkili fikir sunumu seçilmenizi sağlar. Nisan ayındaki fikir sunumlarının performans düşüklüğü sonrası Erhan Hoca bizden katılımcılara eğitim vermemizi istedi. Geçen salı gecesi, başvuranlara Altunizade kampüste eğitim tadında bir paylaşımda bulundum. Cuma günü fikir sunumlarında eğitime katılanları önceliklendirdim ki katılamayanlar veya eposta ile gönderdiğim dokümanı okumayanlar son dakikada da olsa asansör konuşmalarına birşeyler ekleyebilsinler. Eğitimi veren kişi olarak, asansör konuşmaları beni tatmin etmese de önceki organizasyonlara göre kalitenin arttığı yakın takipçiler tarafından paylaşıldı. Eğitimde Asansör konuşmasında olması gereken unsurları(son bölümdeki, sonraki buluşmayı koparma adımı hariç) paylaştım. Yatırımcı sunumu hazırlanırken, asansör konuşması olacak ilk slayt sona bırakılır, önce resim çizilir sonra adı konulur. Girişimci adayları resim çizmek için uğraşmadıkları için bazı sunumlar 60 saniyeden önce bitti. Asansör konuşması hayatınızın her anında sizi bir adım öne taşır.

Sadece 54 saat, ki TR da genelde 48 saat gibi uyguluyoruz, içinde gerçekleşeceği ve tıklanabilen bir prototipin çıkmış olması beklendiği için takımlarda tasarımcı ve yazılım geliştiricilerin olması gerekiyor. Fakat bu yeteneklere mahkum değilsiniz! Belki de aramanız gereken en son yetenek bunlar olmalı. www.unbounce.com , www.landerapp.com gibi yazılımlar çözmek istediğiniz problem/ihtiyacı ve çözüm önerinizi/değer teklifinizi kolaylıkla yansıtan bir uygulama. www.8digits.com , www.kissmetrics.com gibi sağlam yazılım firmalarının sitelerine benzer bir görünümü elde etmek için yazılımcıya (iyi tasarımcı burada size fark yaratır) ihtiyacınız yok. SW de aramanız gereken yetenekler, mevcut iş modellerini anlayan/takip eden, yeni modeller geliştirme konusunda deneyimli, meraklı, sorgulayıcı, araştırmacı, dijital pazarlama konusunda bilgili, kişiler olmalı. Bu yetenekler sizi, doğru yerden başlamanıza ve geri bildirimleri doğru analiz etmenize yardımcı olacaklardır.

‘Get out of the building’ = ‘Bu binada sana faydalı birşey kalmadı, binayı terket, Sokağa Çık ve hedef müşterilerinin problemini anla ve ona uygun çözüm geliştir, çözümünü test et’ felsefesinin işlenmesi gereken SW de, girişimcileri zorla dışarı çıkardık.

Sunumlar, ekiplere değerlendirme kriterleri üzerinden sunumu nasıl yapabileceklerini, bir taşla bir kaç kuşu nasıl vuracaklarını aktardım. Sunum formatı ve sunum eğitimi vermedik çünkü SW in olayı sunum değil, sokağa çık, test ederek öğren, öğrendiklerini kodla yeniden sokağa çık. Katılımcıların kafasında SW bir sahne olarak görüldüğü için herşey fikrin ve girişimin şovuna dönüştü. Bu tip sunumlarda takım çalışmasının sonuçlarını öne çıkarmak, rakamlarla konuşmak, ürünün kendisinin konuşması makbuldür. Bunlar da eksik olan girişimci farkı jüri/yatırımcının 3 dakikalık ilk izlenim sunumunda ilgilenmeyeceği şeylerle kapatacağını düşünerek veya bilinçsizce sunumu gereksiz bilgilerle şişiriyor.

Etik konusunda da güzel manzaralar oldu SW de 🙂 2 ekip arkadaşlarının hakkını hiçe sayarak son dakikada kendi harddisklerindeki güncel sunumu pc ye takarak sunum yaptı. Merak ediyorum acaba kimi kandırdılar? Umarım diğer ekiptekiler ile helalleşmissinizdir. Lütfen unutmayın, iyi etik, iyi işi getirir. iyi iş için etiği kenara koyamazsınız, dönüp dolaşır sizi bulur. Girişimciliğin ilk gününden itibaren kararlar alıyor olacaksınız, değerleriniz bu ilk günlerde şekilleniyor olacak. Siz de kendinize ‘Dont be evil’ ve  ‘Dont f.ck the customer’ gibi basit (ama uygulaması zor) temel değerleri belirleyebilirsiniz.

SW Sonrası:

SW sonrasında ekiplerin sokağa çık – test ederek öğren – kodla döngüsünü işletmesini beklerken girişimciler aynı bildiklerini yapmakta ısrar ediyorlar. Başından sonuna nasıl geçeceği, nelerin yapılacağı, nelerin yapılmasının istendiği bir etkinliğe kapalı göz ve kulakla gelen kişilerden değişmesini beklemem belki fazla iyiniyetli ama en azından etkinlikten sonra bazı şeyleri huy haline getirilmesini, içselleştirilmesini bekliyorum. SW te bu dönemle birlikte Steve Blank ile işbirliği yaptı ve akış/içerik birlikte organize edildi. Girişimiler akış ve programın öylesine yapılmadığının, yıllar boyu denenmiş uygulamalar sonunda çıkarılmış olduğunu unutmamalılar. Elbette yenilikler aykırılıklardan kaynaklanacak, SW de paylaşılanlar sizler için birer rehber. ‘Bu benim tarzım işte’ deseniz bile bu yöntemleri kendi yolunuzu aydınlatmak ve kontrol amaçlı yanınızda taşımalısınız. Aksi halde zaten az olan başarılı girişim olma ihtimalini iyice düşüreceksiniz.

Özetle:

  • girişimcilerimiz arasında okuma alışkanlığı az
  • girişimcilerimiz büyük bir kısmı girişimciliği kolay sanıyor
  • girişimcilerimizin çoğu kendi işleri (veya katılacakları etkinlikle) ilgili olarak yeterli ve gerekli ön araştırmayı yapmıyorlar
  • değişime ve öğrenmeye açık değiller, gayretli de değiller
  • girişimcilikle ilgili yapılmış araştırma ve sonuçlarını takip etmeye sıcak yaklaşmıyorlar
  • girişimci takımda bulunması ve geliştirilmesi gereken yeteneklerin farkında değiller

lütfen bu yazı ve notlarımı SW e katılan takım veya bireylerle eşleştirmeyin, bir kaç yıldır  içinde olduğum camiadan gördüklerimin SW üzerinden yansımadır. Benimle temas eden herkes kendi üzerine alınabilir.

Erken Benimseyenlere Ulaşmak (EarlyVangelists)

Müşteri Geliştirme (Customer Development) metodunda yer alan müşteri hipotezini doğrulamaları için girişimcilere,  erken benimseyenlere (earlyvangelist : early adopter plus evangelist) Master Yoda ulaşmalarını salık veriyor.

Haftaiçi eve dönerken yolun sağında önceden görmediğim bir ilan panosu (aslında kamyon 🙂 ) gördüm: Kardeşler Nakliyat. Kardeşler Nakliyat, evden eve taşıma hizmeti sağlıyor. Hedef kitlesi evini taşıyacak herkes. Sitemizin 2.kısım konutlarının teslimatının başlayacağını öğrenen (sanırım tüm yeni konutları takip ediyorlar) Kardeşler, teslim alacaklar içinde taşınacak ev sahipleri ve onların potansiyel kiracılarının tapu teslimi/ev görmeye gelişlerinin en yoğun olacağı tapu teslim dönemi boyunca kamyonunu sitenin girişindeki yola park etti. Lokasyon bazlı hedefli pazarlamanın bir örneği olması yanında, Yoda’nın sayfasında yazdığı gibi, ihtiyacının farkında ve çözmek için bütçesi olan (evine taşınmasınlar mı 🙂 ) hedef müşteri kitlesine doğrudan erişim sağladı.

Haftasonları sitenin içinde hep Kardeşler Nakliyat’ın kamyonlarını görüyor olmamız boşuna değil 🙂 Çalışan kazanır, elması kızarır.

Şirketinizdeki girişimciyi keşfetmek!

Büyüğünden küçüğüne, kamusundan özeline her kurumun desteklediği girişimcilik konusunda , kurum içinde biz ne yapabiliriz diye soran inovasyon, İK, iş geliştirme, vb  ekiplerin yöneticileri ve kurumlarda analist rolüyle çalışan arkadaşlarım bu yazı size.

Steve Blank ve Bob Dorf yeni kitabı The Startup Owner’s Manual de detaylandırılan Müşteri Geliştirme (Customer Development ) metoduyla ilgili 14 kuralından birinde, Steve hoca girişimlerdeki iş ünvanlarının büyük kurumlardaki ünvanlardan farklı olduğunu paylaşıyor (Startup Jop Titles are very different from a large company). Kurumların yürütme üzerine (execution) kurulu olması sebebiyle, bilinen süreçler/ürünlerle ilgili bilinen  işlerin yürütecek kişilerin çalıştığını; girişimlerde ise, değil sunumların ürünlerin bile çok sık değiştiği bir ortamda, başarıları kutlama yerine başarısızlıklardan müşterileri hakkında daha çok bilgiye erişmeye çalışan, kaos ve belirsizlik içinde çalışmaya razı kişilerin çalışabileceğini aktarıyor.

Steve hoca, girişimlerde geleneksel satış, pazarlama ve iş geliştirme ünvanlarını Müşteri Geliştirme Takımı olarak değişmesini öneriyor. Başlangıçta kuruculardan kurulacak bu ekibin, iş modelinin çalıştığı ispat edildikten sonra satışa dedike olacak kişilerle büyütülebileceğini öneriyor. Bu takımın özelliklerini de aşağıdaki gibi sıralıyor:

  • müşterilerin itirazlarını dinleme ve bunların ürünle mi, sunuşla mı, yoksa fiyatlandırma ile mı ilgili olduğunu anlama yeteneği olan
  • müşteriler ve mühendisler(yazılım/geliştirme ekibindekileri kastediyor) arasında gidip gelmeye ve onlarla konuşabilmede deneyimli
  • çoğunlukla bir yol haritasının olmadığı, değişimin daim olduğu durumlarda bile kendine güvenen
  • müşterisi gibi düşünebilen, onların nasıl çalıştığını ve karşılaştığı sorunları anlayabilen

Ben okurken, e bunlar bildiğin analistler işte diye okudum satırları. Zira kurumlarda ağzından çıkanın etkisini ölçemeyen, önceliklendirmede attığın taş ürküttüğün kurbağa hesabını bile yapmayan, bütçesini tüketmek dışında önceliği olmayan, ürün geliştirme sürecine teknik ekibini dahil etmeyi akıl dahi edemeyen, yaptırdığı focus grubuna bile katılmaktan aciz envai headquarter binası çalışanlarından oluşacak değil tabi ki müşteri geliştirme ekibi. Gri alanları kapatacak, sürekli şapka değiştirecek, müşterisine nazik görünmek için hoş gözükmekten gocunmayacak yöneticilerinin anlamsız isteklerini dahi yerine getirecek, tanımlı süreçlere rağmen çalıştığı kişilerle geliştirdiği ilişkilere güvenen analistlerden oluşacak tabiki müşteri geliştirme ekibi.

Steve hoca, bu kuralla ilgili bölümü, bu özellikler büyük girişimcileri tanımlama için de pekala kullanabilir diyerek bitirmiş.

Evet analist arkadaşım, kurumundaki en girişimci sensin. Artık işine gittiğinde önüne konulanla yetinme, devrimci düşün,  gerekirse müşterini işsiz bırakmayı bile düşünmekten çekinme, şirketinde daraltılan oyun alanına sıkışma, kaldır kafanı, şirketini değil dünyayı değiştirmeyi hedefle …

ve unutma, Gandhi’nin dediği gibi  ‘In a gentle way, you can shake the world!’  Muhtaç olduğun kudret damarlarında, olurda destek istersen bu sayfaları takip etmeye devam et tam senin için çok güzel haberleri yakında paylaşacağım buradan.