Paris Gezi Notları

2013 yılı kurban bayramına rastgelen 5. evlilik yıldönümümüzü kutlamak için geleneksel yurtdışı gezimizi yaptığımız Paris’le ilgili notlarımızı paylaşmak istedim. İnternetten hep alıyoruz biraz da verelim değil mi?

Paris kararını,  TSAG’ın (Turkcell Sosyal Aktivite Grubu) 12. yıl kutlamaları çerçevesinde  4.kattan giriş katındaki Startucks’a  60 saniyede koşana verdiği çift kişilik Paris biletini kazanan sevgilim vermişti aslında 🙂 ayağına nefesine sağlık.

Paris’te Le Fabe adında 3 yıldızlı bir otelde kaldık. Otel Montparnasse (Monparnas) bölgesinde Paris’in numaralandırması ile 14.cü arrondissement ta Pernety deydi. Seçimi Haziran  ayında fiyat ve booking/trip advisor daki hijyen notlarına göre yaptık, geceliğine 160 Euro verdik. Odamız gerçekten çok temiz ve yeterince büyüktü.

Pazar gecesi otele yakın L’essentiel adında restaurantta yemeğimizi yedik. On numara beş yıldız tam bir Fransız restoranı. Masalar yakın, herkes yakın bölgeden gelmiş, masalar arası sohbetler dönüyor, şaraplar boşalıp doluyor. Salı günü akşam yemeğine de geldiğimiz mekanın et ve balık ürünleri yanında kabak çorbası da çok güzeldi. Şarapları ise içtiklerimiz arasında en iyilerindendi. Fromage dedikleri peynirlerini yemeklerden sonra tatlı niyetine veya tatlıdan önce Assortiment de fromages olarak ısmarladık. Peynir faslında şarapta kırmızıya geçip ‘Fruity bordeaux’ lardan yana kullandık tercihlerimizi. Yumuşak içim arayanlara, üzüm suyu kıvamına geçmemiş şekilde olan çok güzel şarapları vardı.

Pazartesi günü kahvaltıyı Saint Germanin de Pres üzerinde Cafe De Flore’da yaptık. Çok klas bir mekan. Her yediğimiz güzeldi. İçtiğimiz çayın etiketinden Mariage Freres ile tanıştık.

Buradan yürüyerek Seine nehri üzerindeki adaya yürüdük. Notre Dame katedralini gezdik. Gezi sırasında katedral içinde ingilizce yapılan free guided tour anonsuna kapıldık ve kendimizi çoğu Amerikan olan bir grup içinde bulduk.  Rehber hemen en başta C.A.S.A. gönüllüsü olduğunu (diğer kiliselerde rehberlik yapan öğrencilerin eğitim masrafları için çalışıyorlarmış) ve dileyenlerin bağış yapabileceklerini hatırlatıp bizi dışarı çıkardı ve yaklaşık bir saatlik tura başladık. 5 Euro Auido Guide a vereceğiniz parayı buraya verin çünkü, diğer turistlerin giremediği alanlara giriyor ve hem katedral hem de Paris hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz.

Notre Dame’dan önce ve sonra İle de Cite dedikleri 1 numaralı bölge yani eski şehri gezdik. Right Bank (La Rive Droite) adını verdikleri Seine Nehrinin kuzeyinde kalan bölümde Seine Nehrine yakın  Mariage Freres şubesine gidip 5 çayını 30 rue du Bourg-Tibourg, Paris 4e adresinde içtik. Küçük çay müzesi ve çay çeşitleri aşmış, biz bundan daha büyüğünü henüz görmedik. Üst kattaki salonda çay yanındaki yiyecekler de oldukça güzel, çaylı ve zencefilli kekleri süperdi. Çay olarak İmperial ve Marco Polo denedik, ikisi de güzeldi eve de aldık 🙂

Akşam için Concorde meydanından Champs Elysees caddesine geçtik. Burada tatilin en kötü yemeğini yedik, bu cadde’deki her restaurant çok turistik geldi bize, o kadar parayı hayatta hak etmiyorlar.

Salı günü Gare SNCF de Paris Saint-Lazare dan Claude Monet’in  nilüferlerini ve küçük gölünü çizdiği evinin olduğu Giverny’i görmeye gittik. Sabah kahvaltısını Paul’de yaptık, antep fıstıklı macaron’u yediklerimiz içinde en iyisiydi. Eğer Orangerie ve Orsay müzelerini gezecekseniz ve kış ayları değilse buraya kesin gidin derim.

Güne geç başladığımız için programa ek bir etkinlik ekleyemeden L’essentiel e yemeğe döndük.

Çarşamba günü yine şehir dışına Versay Şatosuna yani Château de Versailles ya gitmeyi planlamışken güne yine sabah geç başlayıp La Fayette’deki Angelina’da kahvaltı yaptık. Angelina’daki macaronları da beğenmedik. Opera 14. Louis paşamın yaptırdığı bu şato da görülesi bir yer. Şansımıza yağmura yakalandığımız için bahçelerini mini tren turu ile bitirdik.

Akşam yemeğini au Petit Tonneau de sea snail ve ördek ile yaptık.

Perşembe günü kahvaltıyı orjinali nasılmış diye merak ettiğimiz La Pain Quitiden’de yaptık. Bir numarasını göremedik, çikolatalı kruvasan vasat bile değildi. Tereyağı ve bagete talim 🙂

Perşembe günü geç kapandığı için Orsay Müzesini akşam üstüne bırakıp Orangerie’ye daldık. Bileti önceden almadığımız için sırada 30 dakika bekleyip ayrıldık. Montmartre bölgesine gidip Rick Steve‘s in yürüme rotasını tersten tamamladık. Şehir içinde üzüm bağını, güzel evleri, artık sadece 2 tane kalmış değirmenlerden birini ve Sacré-Coeur’u gördük. Orangerie ve Orsay müzelerinde Monet’ye doyduktan sonra karnımızı da La Méditerranée de doyurduk.

Cuma günü sabah kahvaltısını Eiffel Kulesini (La Tour Eiffel) seyredebileceğimiz salık olunan Trocadéro meydanına gittik. Carrette diye bir cafeye gittik kahvaltı için, fıs çıktı. çırpılmış yumurta ile geçiştirin en güzeli. Buradan kuleye oradan da Rue Cler’e yürüdük. Cumaları geç kapanıyor diye Louvre Müzesini akşamüstüne bırakıp La Fayette ve Printemps’leri gezdik. Opera binası gördük, Laduree, Pierre Herme’den macaron tadımında 🙂 bulunup müzeye yol aldık. Müzede sadece Napolyon efendinin evini çok beğendim ben. 21:45 te çıkıp güzel mekan arayınca bol bol mutfak kapandı lafını duymak normal oluyor. Şansımıza Rick Steve’in kitabındaki bir pizzacıyı bulduk.

Cumartesi sabah otelin 2 sokak arkasındaki Le-moulin-de-la-vierge-Paris ten aldığımız kruvasan ve reçellerle otelde yaptık kahvaltıyı. 2 sokak yanımızdaki güzelliği son gün farketmiştik ama reçellerden eve almayı ihmal etmedik.

Paris’te gece kültürel aktivitelere gitmedik ama şehri çok beğendik. Kapıdan girerken Bonjour Mösyö/Madamı eksik etmez biraz gayet gösterirseniz hepsi yardımcı oluyor. Kendinize bir Rick Steve’in kitabından edinin, edinin ama çok turistik yerlerde kalmayın. Yerlilerin tavsiyesine uyun, 4sq Yelp filan takılmayın. Paris’liler gibi bir kruvasan bi ‘ a kafe’ ile güne başlayıp fromajla bitirin 🙂

bugün yazmasam yazamayacaktım, resim olsun, herşeye link olsun diye beklerken hiç olmayacağına ufaktan yazalım sonra güncelleriz dedim.

Paris’e bahanemiz olan TSAG’a çok teşekkür ediyoruz, iyi ki varsın diyoruz.

 

 

 

Advertisements
This entry was posted in Gezi Notları and tagged , , , . Bookmark the permalink.

5 Responses to Paris Gezi Notları

  1. Anonymous says:

    Hoş geldiniz. Bende çok beğenmiştim yıllar önce.

    Like

  2. Sennur says:

    Sevdiğin yanında olunca Paris çok güzel.

    Like

  3. Sennur says:

    Banu bu türlü yarışmalara hep katılsın. Allah sağlık ve güç versin. Sizde bol bol gezin.

    Like

  4. Sennur says:

    Bende 1992 yılında gittiğim de çok beğenmiştim.

    Like

  5. Anonymous says:

    Opera binası gördük ha ? Böyle diyosan Paris’i görmemişsin.Sen evde otur.

    Like

Düşünceni paylaş lütfen

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s