Bence seçim sonuçları

bordrolu çalışansan ve mevcut hükümetten mutlu değilsen, tatava yapmaya gerek yok. bu ülke senin sayende dönüyor, ya esnaf ol vergi vermemek için bin takla at (zoruna mı gitti, yalan mı?, ondan fiş al, onu öyle yap bunu böyle yap dur) ya da tüketmeyi durdur. ya da bu analizi iyi anla:

Hüseyin Çelik ne diyor: Asgari Ücret dolar bazında 3,5 – 4 kat arttı diyor. ücretlilerin %50 si asgari ücretli (15 milyon) . bu paraya ne alınabilir ki diye sorarsan güzel kaardeşim bu Satınalma Gücü Paritesi dedikleri zamazingo bunu gösteriyor. Türkiyedeki TL ile TR deki alım gücü ile Almanyadaki Euro ile Almanya’da alabileceklerini karşılaştırıyor. Bu parite de burada göreceğin üzere sürekli artmakta, nasıl olur dersen, yazının sonunda yer verildiği gibi yiyecek ve giyecekler yani temel tüketim olduğu için dar gelirli kesim zenginleşme hissediyor. okulda kitaba para vermiyor, sağlık hizmetleri birleşti temel harcamalarına az para veriyor (ilaç şirketleri kızıyor ama dar gelirli memnun, ilaç bulamayıp ölenler de kimseye oy veremiyor nasılsa). ulaşımı rahatladı (metro ve marmaray kime yarıyor en çok).

yani şimdi fazla tatavaya lüzüm yok, metriklerle konuşmak lazım. ev alırken, araba değiştirirken, çoçuğunu özel okula verip, yurtdışına gezerken sen hep ekonomiye kazandırıyorsun, o da dar gelirliye o da basıyor bunları ona sağladığını düşündüğü partiye. görmüyor(anlamaz da zaten) bunların küfrettiği Ecevit’in Derviş’le aldığı radikal finansal altyapı kararlarını. işte böyle sevgili kaardeşim.

niye bu adamlar isyan etmiyor dersen, bizim milletimiz Allah devlete millete zeval vermesincidir, şükür eder. isyancı değildir.  olsaydı önce devlete değil sana isyan ederdi, bügüne gelmeden önce bindiğin servisi çooktan taşlardı : ) ama sen servise binmeye devam ederdin.

hee bu da bence 5 dakkada beşiktaş hesabı ile kısa bir görüş. dardır, yanlıdır, beğenmemişsindir olabilir yine de kaardeşimsin 🙂

Advertisements
Posted in tortop'ça | 2 Comments

Kadının Yeri

Diyanet’in Kuran portalinden kadınlar ile ilgili ayetleri okudum (çoğu erkeklere seslenir şekilde yazılmış nedense, sonradan yazanlar erkek olduğu için olsa gerek). Çoğu kadın erkek cinsel ilişkisi ve miras düzenleme üzerine. Erkeklere seslenirek yazılmış, kadınlarınız .. şeklinde. Diyanetin portalindeki fihristte de yansımış zaten erkeklere sesleniş, konu başlıklarında kadınlar var, kadın hakları var ama erkekle ilgili başlık yok. Diyanete göre Kuran zaten erkekler için gelmişti, hepsi erkekleri ilgilendirirdi:)

Benim büyüdüğüm çevrede kadınlar daha saygındı, her türlü karar verme sürecine katılır (hatta etkiler 🙂 ) aileyi kotarırdı. Türklerin tarihine bakayım dedim, Bu sayfayı okudum http://www.bilinmeyenturktarihi.com/islam-oncesi-turklerde-kadinin-yeri.html bunlar da fazla inandırıcı gelmedi.

Sonra Kibele’ler, Artemis’ler aklıma geldi kadın tanrıçalarımız bizim. Öyle ya bu topraklardan çıkmadı mı tanrıçalarımız, bizim kadın tanrılarımız vardı, yeri çok daha önemliydi.

Sonra Nazım’ın Kadınlarımız şiiri kulağıma çalındı Ruhi Su’dan . Bir şekilde kadınlar bizim için çok değerliydi. Ne zaman adam oluruz diyorlar ya, kadınlarımıza hakettikleri değeri verdiğimizde, aydınlık ancak orada bekliyor bizi.

 

Posted in Uncategorized | Leave a comment

Paris Gezi Notları

2013 yılı kurban bayramına rastgelen 5. evlilik yıldönümümüzü kutlamak için geleneksel yurtdışı gezimizi yaptığımız Paris’le ilgili notlarımızı paylaşmak istedim. İnternetten hep alıyoruz biraz da verelim değil mi?

Paris kararını,  TSAG’ın (Turkcell Sosyal Aktivite Grubu) 12. yıl kutlamaları çerçevesinde  4.kattan giriş katındaki Startucks’a  60 saniyede koşana verdiği çift kişilik Paris biletini kazanan sevgilim vermişti aslında 🙂 ayağına nefesine sağlık.

Paris’te Le Fabe adında 3 yıldızlı bir otelde kaldık. Otel Montparnasse (Monparnas) bölgesinde Paris’in numaralandırması ile 14.cü arrondissement ta Pernety deydi. Seçimi Haziran  ayında fiyat ve booking/trip advisor daki hijyen notlarına göre yaptık, geceliğine 160 Euro verdik. Odamız gerçekten çok temiz ve yeterince büyüktü.

Pazar gecesi otele yakın L’essentiel adında restaurantta yemeğimizi yedik. On numara beş yıldız tam bir Fransız restoranı. Masalar yakın, herkes yakın bölgeden gelmiş, masalar arası sohbetler dönüyor, şaraplar boşalıp doluyor. Salı günü akşam yemeğine de geldiğimiz mekanın et ve balık ürünleri yanında kabak çorbası da çok güzeldi. Şarapları ise içtiklerimiz arasında en iyilerindendi. Fromage dedikleri peynirlerini yemeklerden sonra tatlı niyetine veya tatlıdan önce Assortiment de fromages olarak ısmarladık. Peynir faslında şarapta kırmızıya geçip ‘Fruity bordeaux’ lardan yana kullandık tercihlerimizi. Yumuşak içim arayanlara, üzüm suyu kıvamına geçmemiş şekilde olan çok güzel şarapları vardı.

Pazartesi günü kahvaltıyı Saint Germanin de Pres üzerinde Cafe De Flore’da yaptık. Çok klas bir mekan. Her yediğimiz güzeldi. İçtiğimiz çayın etiketinden Mariage Freres ile tanıştık.

Buradan yürüyerek Seine nehri üzerindeki adaya yürüdük. Notre Dame katedralini gezdik. Gezi sırasında katedral içinde ingilizce yapılan free guided tour anonsuna kapıldık ve kendimizi çoğu Amerikan olan bir grup içinde bulduk.  Rehber hemen en başta C.A.S.A. gönüllüsü olduğunu (diğer kiliselerde rehberlik yapan öğrencilerin eğitim masrafları için çalışıyorlarmış) ve dileyenlerin bağış yapabileceklerini hatırlatıp bizi dışarı çıkardı ve yaklaşık bir saatlik tura başladık. 5 Euro Auido Guide a vereceğiniz parayı buraya verin çünkü, diğer turistlerin giremediği alanlara giriyor ve hem katedral hem de Paris hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz.

Notre Dame’dan önce ve sonra İle de Cite dedikleri 1 numaralı bölge yani eski şehri gezdik. Right Bank (La Rive Droite) adını verdikleri Seine Nehrinin kuzeyinde kalan bölümde Seine Nehrine yakın  Mariage Freres şubesine gidip 5 çayını 30 rue du Bourg-Tibourg, Paris 4e adresinde içtik. Küçük çay müzesi ve çay çeşitleri aşmış, biz bundan daha büyüğünü henüz görmedik. Üst kattaki salonda çay yanındaki yiyecekler de oldukça güzel, çaylı ve zencefilli kekleri süperdi. Çay olarak İmperial ve Marco Polo denedik, ikisi de güzeldi eve de aldık 🙂

Akşam için Concorde meydanından Champs Elysees caddesine geçtik. Burada tatilin en kötü yemeğini yedik, bu cadde’deki her restaurant çok turistik geldi bize, o kadar parayı hayatta hak etmiyorlar.

Salı günü Gare SNCF de Paris Saint-Lazare dan Claude Monet’in  nilüferlerini ve küçük gölünü çizdiği evinin olduğu Giverny’i görmeye gittik. Sabah kahvaltısını Paul’de yaptık, antep fıstıklı macaron’u yediklerimiz içinde en iyisiydi. Eğer Orangerie ve Orsay müzelerini gezecekseniz ve kış ayları değilse buraya kesin gidin derim.

Güne geç başladığımız için programa ek bir etkinlik ekleyemeden L’essentiel e yemeğe döndük.

Çarşamba günü yine şehir dışına Versay Şatosuna yani Château de Versailles ya gitmeyi planlamışken güne yine sabah geç başlayıp La Fayette’deki Angelina’da kahvaltı yaptık. Angelina’daki macaronları da beğenmedik. Opera 14. Louis paşamın yaptırdığı bu şato da görülesi bir yer. Şansımıza yağmura yakalandığımız için bahçelerini mini tren turu ile bitirdik.

Akşam yemeğini au Petit Tonneau de sea snail ve ördek ile yaptık.

Perşembe günü kahvaltıyı orjinali nasılmış diye merak ettiğimiz La Pain Quitiden’de yaptık. Bir numarasını göremedik, çikolatalı kruvasan vasat bile değildi. Tereyağı ve bagete talim 🙂

Perşembe günü geç kapandığı için Orsay Müzesini akşam üstüne bırakıp Orangerie’ye daldık. Bileti önceden almadığımız için sırada 30 dakika bekleyip ayrıldık. Montmartre bölgesine gidip Rick Steve‘s in yürüme rotasını tersten tamamladık. Şehir içinde üzüm bağını, güzel evleri, artık sadece 2 tane kalmış değirmenlerden birini ve Sacré-Coeur’u gördük. Orangerie ve Orsay müzelerinde Monet’ye doyduktan sonra karnımızı da La Méditerranée de doyurduk.

Cuma günü sabah kahvaltısını Eiffel Kulesini (La Tour Eiffel) seyredebileceğimiz salık olunan Trocadéro meydanına gittik. Carrette diye bir cafeye gittik kahvaltı için, fıs çıktı. çırpılmış yumurta ile geçiştirin en güzeli. Buradan kuleye oradan da Rue Cler’e yürüdük. Cumaları geç kapanıyor diye Louvre Müzesini akşamüstüne bırakıp La Fayette ve Printemps’leri gezdik. Opera binası gördük, Laduree, Pierre Herme’den macaron tadımında 🙂 bulunup müzeye yol aldık. Müzede sadece Napolyon efendinin evini çok beğendim ben. 21:45 te çıkıp güzel mekan arayınca bol bol mutfak kapandı lafını duymak normal oluyor. Şansımıza Rick Steve’in kitabındaki bir pizzacıyı bulduk.

Cumartesi sabah otelin 2 sokak arkasındaki Le-moulin-de-la-vierge-Paris ten aldığımız kruvasan ve reçellerle otelde yaptık kahvaltıyı. 2 sokak yanımızdaki güzelliği son gün farketmiştik ama reçellerden eve almayı ihmal etmedik.

Paris’te gece kültürel aktivitelere gitmedik ama şehri çok beğendik. Kapıdan girerken Bonjour Mösyö/Madamı eksik etmez biraz gayet gösterirseniz hepsi yardımcı oluyor. Kendinize bir Rick Steve’in kitabından edinin, edinin ama çok turistik yerlerde kalmayın. Yerlilerin tavsiyesine uyun, 4sq Yelp filan takılmayın. Paris’liler gibi bir kruvasan bi ‘ a kafe’ ile güne başlayıp fromajla bitirin 🙂

bugün yazmasam yazamayacaktım, resim olsun, herşeye link olsun diye beklerken hiç olmayacağına ufaktan yazalım sonra güncelleriz dedim.

Paris’e bahanemiz olan TSAG’a çok teşekkür ediyoruz, iyi ki varsın diyoruz.

 

 

 

Posted in Gezi Notları | Tagged , , , | 5 Comments

Mac’te Microsoft Office Kısa Yolları

Windows pc lerdeki fan sesine uyuz olduğum için tüm yeteneklerini kullanmayacak olduğumu bile bile geçtiğimi Mac te en zorladığım olay Microsoft uygulamalarında özellikle Shift tuşu ile birlikte kullandığım kısayolları kaybetmiş olmamdı.
2009 sonbaharında aldığım MacBookPro da shift li kısayollar orada bir kısayol var bildiğim, bulup da kullanamadığım şeklindeydi. Haziran ayında yeni MacBookAir e geçtiğimde yeni bilgisayarı keşfetme turunda karşılaştığım küçük bir tık unutulan kısayolları hayatıma geri getirdi.
Örneğin sık kullandığım Change Case (türkçesinde nasıl geçiyor bilmiyorum) Word’te Shift+F3 tuşu seçili kelime/cümle/paragraftaki harflerin tümünü aynı anda BÜYÜK HARFE veya küçük harfe veya Tüm Kelimelerin İlk Kelimelerini Büyük Hale getiriyor.
Word for Mac’te Shift+F3 yaptığınızda Mission Control (mac’inizde açık tüm pencereleri görebildiğiniz özellik) un kısa yolu olan F3 e tıklamış oluyorsunu ve word’ten çıkıyorsunuz.
Bu durumda Word’ünüzü windows taki gibi kullanmak isterseniz 2 seçeneğiniz var:
1) Shift+Fn+F3. Yani Shift le birlikte Function kısayolu Fn tuşuna da basarak F3 e basmanız.
2) Keyborad ayarlarında aşağıdaki ekrandaki ilk kutucuğu (use all F1, F2…. ile başlayan) tıklayarak, F tuşlarının mac’e özel kısayollarını devre dışı bırakarak windows’tan alıştığınız özellikleriyle kullanmak.
Shift+F3

aklıma böyle kısa paylaşımlar gelince erinmekten yazamıyorum ama bir paylaşım dürtüsü geldi hemen paylaştım 🙂 umarım bir kaç kişiye faydam olur.

Posted in Uncategorized | Tagged , , , , , | Leave a comment

Kendini İspatlama Yöntemi : Yalın Girişim

Girişim serüvenindeki adımları için yatırımcı, girişimci veya girişim destekçilerine akıl danışan girişimcilere bir kaç uyarım var.
Girişiminizin sektöründe tecrübe sahibi olan: Mentorlarınız olarak kısaltacağım bu kitle size yenilik yapmak istediğiniz sektörde deneyim sahibi olmanız gerektiğini söyleyecek, DİNLEMEYİN ONLARI. Deneyim şart olsaydı o alandaki yenilikleri sadece sektör oyuncuları yapardı, peki gerçekte Yıkıcı İnovasyon neden hep sektör dışındaki oyuncular tarafından yapılıyor? Jeff Bezos’un kitap dükkanı mı vardı? Eticaretin içinde miydi? Larry ve Sergey Google u kurarken reklam dünyasından mı geliyorlardı? Marc Zukerberg sosyal ağların gurusu muydu? Airbnb, travel dünyasında yüksek lisans mı yapmıştı? Apple müzik dünyasında mıydı, mp3 player üreticisi miydi(şimdi arabaya giriyor)? instagram, group buying, dropbox, butik otel sektörü kurucularının hepsi birer Don Kişot’tu ama bir şeyi ondan farklı yaptılar: İnandıklarını ispatlamak için basit bir adım atıp denediler(MVP). Bu MeVePe denilen olguyu kitabinda Eric reis 🙂

girişiminizde ne aşamada olduğunuzu anlamanız ve yönünüzü belirlemeniz için bir durum tespiti yapmak

olarak anlatır. Siz de küçük adımlar atarak kendinizi ispatlayabilirsiniz. Bir adım atın problemi/ihtiyacı doğrulayın, ikinci adımda aklınızdaki çözümün satın alınıp alınmayacağını test edin. İlk fonksiyonel ürününüzü yapmadan önce kaynaklarınızı kontrol edip mvp yi üretin. Başaracağınızı ispatlayın.

Posted in Girişimcilik | Tagged , , | Leave a comment

Startup Weekend İstanbul İzlenimlerim

Önceki haftasonu Çekmeköy yerleşkemizde düzenlediğimiz İstanbul Startup Weeekend sonrası düşüncülerimi yazmak istedim.

NOT: Lütfen bu yazı ve notlarımı SW e katılan takım veya bireylerle eşleştirmeyin, bir kaç yıldır  içinde olduğum camiadan gördüklerimin SW üzerinden yansımadır. Benimle temas eden herkes kendi üzerine alınabilir.

Bu SW in diğerlerinden farkı, başından sonuna organizasyonu benim üstlenmiş olmam ve haftasonunu da sadece gece yatmaları dışında girişimci adayları ile geçirmem oldu.

SW Öncesi:

İstanbul ve Ankara SW etkinlikleri ücretsiz yapıldığı için (Yurt Dışında $100) başvuruları bir eleme sürecinden geçirmemiz gerekiyor. Başvuru formu adayları tanımak için detaylıca düşünülmüş soruları içermesine rağmen pek çok aday organizatörlerin onlara gösterdiği ilgi ve özeni malesef göstermiyorlar. Çok basit, inglizce ve türkçe yazılmış soruları cevaplamayanlar, kişilerle kurumları karıştıran, seçilmek için önceki SW lerde öne çıkmış yarışma birincileri/girişimleri yazanlar değerlendirme sürecinde beni oldukça üzüyor. SW e katılanlara organizatörler, mentorler ve jüri ‘haftasonu’nda zaman ayırıyor ve çok değerli geri bildirimler, yol göstermelerinde bulunuyorlar. Anlayana, kıymet verene ve hayata geçirmek isteyene çok değerli bilgiler ama bizim kültürümüz nedense ‘Beyin bedava’cı, bilginin kıymeti yok. Bu yüzden başvuruları da aynı derecede özensiz şekilde dolduruyoruz.

SW e katılım amacı, müşteri geliştirme yöntemini tatbik ederek öğrenmek, kafamdaki iş fikrini hızlıca teste başlamak, fikrimi yürütmek yerine iş modeli arayışında bulunmak,  işe alma/ortak bulma sürecinde kendimi ve farklı kişilikleri tanıyabilmek ve çevre edinebilmek olmalı. Türkiye’de ise benim gördüğüm, SW bir lansman sahnesi, ‘hey, bak bunu ben yaptım’  deme yeri gibi algılanıyor. SW, SW e başvuran bireylerin, SW başlangıcında takım oldukları, sadece o haftasonunda geliştirilen fikir üzerine kurulan bir etkinlik. Öncesinde kurulan takımlar, özellikle 2 ortak fikir sahibinden daha fazla olanlar SW in esprisini anlamamış gibi geliyor bana. Cuma gecesi Fit Girişim Kanvasımız üzerinden iş modeli geliştirmeyi anlatacağım seansta, katılımcılara etkinlik öncesi paylaştığımız ve http://www.startupweekend.org sitesinde bulunan kaynakları ve videoları inceleyip incelemediklerini sordum. malesef pek az kişi seyretmişti. İşin kötüsü haftasonunda da seyreden pek az kişi olmuştu.

SW Haftasonu:

Etkili fikir sunumu seçilmenizi sağlar. Nisan ayındaki fikir sunumlarının performans düşüklüğü sonrası Erhan Hoca bizden katılımcılara eğitim vermemizi istedi. Geçen salı gecesi, başvuranlara Altunizade kampüste eğitim tadında bir paylaşımda bulundum. Cuma günü fikir sunumlarında eğitime katılanları önceliklendirdim ki katılamayanlar veya eposta ile gönderdiğim dokümanı okumayanlar son dakikada da olsa asansör konuşmalarına birşeyler ekleyebilsinler. Eğitimi veren kişi olarak, asansör konuşmaları beni tatmin etmese de önceki organizasyonlara göre kalitenin arttığı yakın takipçiler tarafından paylaşıldı. Eğitimde Asansör konuşmasında olması gereken unsurları(son bölümdeki, sonraki buluşmayı koparma adımı hariç) paylaştım. Yatırımcı sunumu hazırlanırken, asansör konuşması olacak ilk slayt sona bırakılır, önce resim çizilir sonra adı konulur. Girişimci adayları resim çizmek için uğraşmadıkları için bazı sunumlar 60 saniyeden önce bitti. Asansör konuşması hayatınızın her anında sizi bir adım öne taşır.

Sadece 54 saat, ki TR da genelde 48 saat gibi uyguluyoruz, içinde gerçekleşeceği ve tıklanabilen bir prototipin çıkmış olması beklendiği için takımlarda tasarımcı ve yazılım geliştiricilerin olması gerekiyor. Fakat bu yeteneklere mahkum değilsiniz! Belki de aramanız gereken en son yetenek bunlar olmalı. http://www.unbounce.com , http://www.landerapp.com gibi yazılımlar çözmek istediğiniz problem/ihtiyacı ve çözüm önerinizi/değer teklifinizi kolaylıkla yansıtan bir uygulama. http://www.8digits.com , http://www.kissmetrics.com gibi sağlam yazılım firmalarının sitelerine benzer bir görünümü elde etmek için yazılımcıya (iyi tasarımcı burada size fark yaratır) ihtiyacınız yok. SW de aramanız gereken yetenekler, mevcut iş modellerini anlayan/takip eden, yeni modeller geliştirme konusunda deneyimli, meraklı, sorgulayıcı, araştırmacı, dijital pazarlama konusunda bilgili, kişiler olmalı. Bu yetenekler sizi, doğru yerden başlamanıza ve geri bildirimleri doğru analiz etmenize yardımcı olacaklardır.

‘Get out of the building’ = ‘Bu binada sana faydalı birşey kalmadı, binayı terket, Sokağa Çık ve hedef müşterilerinin problemini anla ve ona uygun çözüm geliştir, çözümünü test et’ felsefesinin işlenmesi gereken SW de, girişimcileri zorla dışarı çıkardık.

Sunumlar, ekiplere değerlendirme kriterleri üzerinden sunumu nasıl yapabileceklerini, bir taşla bir kaç kuşu nasıl vuracaklarını aktardım. Sunum formatı ve sunum eğitimi vermedik çünkü SW in olayı sunum değil, sokağa çık, test ederek öğren, öğrendiklerini kodla yeniden sokağa çık. Katılımcıların kafasında SW bir sahne olarak görüldüğü için herşey fikrin ve girişimin şovuna dönüştü. Bu tip sunumlarda takım çalışmasının sonuçlarını öne çıkarmak, rakamlarla konuşmak, ürünün kendisinin konuşması makbuldür. Bunlar da eksik olan girişimci farkı jüri/yatırımcının 3 dakikalık ilk izlenim sunumunda ilgilenmeyeceği şeylerle kapatacağını düşünerek veya bilinçsizce sunumu gereksiz bilgilerle şişiriyor.

Etik konusunda da güzel manzaralar oldu SW de 🙂 2 ekip arkadaşlarının hakkını hiçe sayarak son dakikada kendi harddisklerindeki güncel sunumu pc ye takarak sunum yaptı. Merak ediyorum acaba kimi kandırdılar? Umarım diğer ekiptekiler ile helalleşmissinizdir. Lütfen unutmayın, iyi etik, iyi işi getirir. iyi iş için etiği kenara koyamazsınız, dönüp dolaşır sizi bulur. Girişimciliğin ilk gününden itibaren kararlar alıyor olacaksınız, değerleriniz bu ilk günlerde şekilleniyor olacak. Siz de kendinize ‘Dont be evil’ ve  ‘Dont f.ck the customer’ gibi basit (ama uygulaması zor) temel değerleri belirleyebilirsiniz.

SW Sonrası:

SW sonrasında ekiplerin sokağa çık – test ederek öğren – kodla döngüsünü işletmesini beklerken girişimciler aynı bildiklerini yapmakta ısrar ediyorlar. Başından sonuna nasıl geçeceği, nelerin yapılacağı, nelerin yapılmasının istendiği bir etkinliğe kapalı göz ve kulakla gelen kişilerden değişmesini beklemem belki fazla iyiniyetli ama en azından etkinlikten sonra bazı şeyleri huy haline getirilmesini, içselleştirilmesini bekliyorum. SW te bu dönemle birlikte Steve Blank ile işbirliği yaptı ve akış/içerik birlikte organize edildi. Girişimiler akış ve programın öylesine yapılmadığının, yıllar boyu denenmiş uygulamalar sonunda çıkarılmış olduğunu unutmamalılar. Elbette yenilikler aykırılıklardan kaynaklanacak, SW de paylaşılanlar sizler için birer rehber. ‘Bu benim tarzım işte’ deseniz bile bu yöntemleri kendi yolunuzu aydınlatmak ve kontrol amaçlı yanınızda taşımalısınız. Aksi halde zaten az olan başarılı girişim olma ihtimalini iyice düşüreceksiniz.

Özetle:

  • girişimcilerimiz arasında okuma alışkanlığı az
  • girişimcilerimiz büyük bir kısmı girişimciliği kolay sanıyor
  • girişimcilerimizin çoğu kendi işleri (veya katılacakları etkinlikle) ilgili olarak yeterli ve gerekli ön araştırmayı yapmıyorlar
  • değişime ve öğrenmeye açık değiller, gayretli de değiller
  • girişimcilikle ilgili yapılmış araştırma ve sonuçlarını takip etmeye sıcak yaklaşmıyorlar
  • girişimci takımda bulunması ve geliştirilmesi gereken yeteneklerin farkında değiller

lütfen bu yazı ve notlarımı SW e katılan takım veya bireylerle eşleştirmeyin, bir kaç yıldır  içinde olduğum camiadan gördüklerimin SW üzerinden yansımadır. Benimle temas eden herkes kendi üzerine alınabilir.

Posted in Girişimcilik | Tagged , , | 5 Comments

Erken Benimseyenlere Ulaşmak (EarlyVangelists)

Müşteri Geliştirme (Customer Development) metodunda yer alan müşteri hipotezini doğrulamaları için girişimcilere,  erken benimseyenlere (earlyvangelist : early adopter plus evangelist) Master Yoda ulaşmalarını salık veriyor.

Haftaiçi eve dönerken yolun sağında önceden görmediğim bir ilan panosu (aslında kamyon 🙂 ) gördüm: Kardeşler Nakliyat. Kardeşler Nakliyat, evden eve taşıma hizmeti sağlıyor. Hedef kitlesi evini taşıyacak herkes. Sitemizin 2.kısım konutlarının teslimatının başlayacağını öğrenen (sanırım tüm yeni konutları takip ediyorlar) Kardeşler, teslim alacaklar içinde taşınacak ev sahipleri ve onların potansiyel kiracılarının tapu teslimi/ev görmeye gelişlerinin en yoğun olacağı tapu teslim dönemi boyunca kamyonunu sitenin girişindeki yola park etti. Lokasyon bazlı hedefli pazarlamanın bir örneği olması yanında, Yoda’nın sayfasında yazdığı gibi, ihtiyacının farkında ve çözmek için bütçesi olan (evine taşınmasınlar mı 🙂 ) hedef müşteri kitlesine doğrudan erişim sağladı.

Haftasonları sitenin içinde hep Kardeşler Nakliyat’ın kamyonlarını görüyor olmamız boşuna değil 🙂 Çalışan kazanır, elması kızarır.

Posted in Girişimcilik | Tagged , , | Leave a comment